1960 ve 70′li yıllara damgasını vuran ancak 12 Eylül 1980 askeri darbesinde kapatılan, ardından 2006 yılında Abdullah Gül, Bülent Arınç, Sabahattin Zaim gibi isimlerin katılımıyla yapılan ihtişamlı bir organizasyonla yeniden kurulan Milli Türk Talebe Birliği’nin, 2. Genel Kurulu, Eminönü Belediyesi Halk Eğitim Merkezin’de coşkulu bir katılımla gerçekleşti. 150′ye yakın teşkilatın katılımıyla yapılan ve ağırlıkta yeni yönetimde yer alacak gençlerin bulunduğu genel kurula Sayın Başbakanımız Recep Tayyip ERDOĞAN’ı temsilen İçişleri Bakanı Beşir Atalay, İstanbul Valisi Muammer Güler, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Sükrü Ayalan, Albayrak Şirketler Gurubu Yönetim Kurulu Başkanı Nuri Albayrak ve MTTB eski genel başkanlarından Prof. Dr. Yaşar Özdemir, Faruk Narin, Yüksel Çengel, Rasim Cinisli, İsmail Kahraman, Raşit Ürper’in yanı sıra çok sayıda birlik üyesi katıldı.
Genel Başkanımız Sayın Taha Enes ŞENER’de çok önemli noktalara
değindiği konuşmasında şu şekilde konuştu;
Davetimizi kabul edip, toplantımıza iştirak eden; Pek kıymetli bakanım, milletvekillerimiz, Milli Türk Talebe Birliği Genel Başkanlarımız, sivil toplum kuruluşlarımızın temsilcileri, merkezi ve mahalli yönetimin değerli bürokratları, öğretim üyeleri, genel kurulumuzun değerli divan üyeleri ve delegeleri, yarının yönetici kadrosu ve Türkiye izin garantisi değerli genç arkadaşlarım, eski ve yeni MTTB’iler, kıymetli basın mensupları, sizleri saygı, hürmet ve muhabbetlerimle selamlıyor, birliğimiz adına hoş geldiniz diyorum. Bugün, burada, doksan üç yıllık bir maziye sahip, Türk gençliğinin en büyük teşkilatı, üniversite gençliğinin temsilcisi Milli Türk Talebe Birliğinin 2. Genel Kurulunu yapmak üzere toplanmış bulunmaktayız.
1980 darbesiyle gençliğin en büyük gücü ve umudu olan MTTB kapatılırken, apolitik, zayıf ve karaktersiz bir gençlik hedefleniyordu. Oysa Üstadın Kim Var ? sorusuna fert fert Ben Varım ! diyen bir gençlikti MTTB; yok olmadı. 26 yıl sonra 16 Aralık 2006 da yeniden kuruluşunu ilan etti. Bugün de, birçok ilimizde onlarca üniversitemizde teşkilatlanmasını tamamlamış bir çatı teşkilat olarak, tekrar sahnededir. Ataların ocağına sadık kalmak, küllerini korumak değil, ateşini yakmaktır dedik ve 2,5 sene önce yaktığımız ateşi güçlendirerek yolumuza devam ediyoruz. Gücümüzü birliğimizden, beraberliğimizden, inancımızdan, cesaretimizden, istikrarımızdan ve en önemlisi hayallerimizden alıyoruz. Büyük Türkiye idealine ulaşma yolunda yaktığımız ateşin ışığı bizi aydınlatıyor. Biz istiyoruz ki bu ışık tüm gençliği, tüm ülkeyi ve geleceğimizi aydınlatsın… Tüm gençleri ateşimizin başına davet ediyoruz. Kültür, cesaret, inanç ve çalışkanlık her MTTB’inin ateşe attığı bir odun olacaksa eğer, eski MTTB’iler de odunu tutuşturacak nefes olacak bizlere
MTTB bugün de eskiden olduğu gibi bir şemsiye kuruluş olarak faaliyetlerini sürdürmektedir. Dün ile bugün arasında kavga çıkarırsak, yarınımızı kaybederiz. Birleşmek başlangıçtır, birliği sürdürmek, gelişmektir, birlikte çalışmak da başarıdır. Başarıyı, kısa zamanda yakalayacağız.
Bilinmelidir ki, MTTB, bağımsız, hiçbir kurum ve kuruluşun sözcüsü olmadan, rüzgârın sürüklediği yere değil, yelkenlerini doğrulttuğu istikamete yürümektedir. Bizim yönümüz daima doğruluk ve doğruluğun rehberliğinde sonsuzluktur. Doğruluktan asla ayrılmadık, ayrılmayacağız.
Korkuya, öfkeye ve ümitsizliğe asla kapılmadık, kapılmayacağız. Öfkelenmedik, kendimizi kaybetmedik, kaybetmeyeceğiz. Ne dış tesirlere ve telkinlere ne de nefsimize kanmadık, kanmayacağız. “Bayrak, Toprak ve Ezan” düsturumuzdan vazgeçmedik, asla vazgeçmeyeceğiz. MTTB görgüsüyle ve prensipleriyle inandığımız idealler doğrultusunda çalışmalarımıza devam edeceğiz. Mademki insaninanmadığı şeye sahip olamaz, kendimize inanacağız ki başkaları da bize inansın. Mühim olan inancımızı yaşamaktır, yaşadığımıza inanmak değil
Biz her şeyden önce değerimize inanıyoruz. Gücümüze inanıyoruz. Yeteneklerimize ve özelliklerimize inanıyoruz. Gençliğimizin servetimiz, inancımızın gücümüz olduğuna inanıyoruz. En önemlisi biz bütün kalbimizle bu ülkeye inanıyoruz. Bu ülkeyi seviyoruz.
Bu ülkeyi vatan bilenlerin kardeşliğine, millet olmanın gücüne, birlik olmanın avantajına, bu ülkenin insanlarına inanıyoruz. Kardeşliğin, saç rengiyle, kan rengiyle, ten rengiyle değil, bayrağın rengine olan sevdayla meydana geldiğine inanıyoruz. Biz, bütün kardeşlerimizi seviyoruz.
Değerli misafirler,
İhtiyaç duyduğu manevi ruha zaten sahip olan Türkiye gibi bir ülke, uzun vadeli strateji ve planlarıyla çağın ilerisinde olmalıdır. Günümüz meselelerine dair, boşa harcanacak tek bir anımızın olmadığı bilinciyle, meselelere ve geleceğe dair kafa yoran MTTB’inin söyleyecek elbette bir şeyleri vardır.
Bu süreçte, MTTB çatısı altındaki genç kardeşlerimiz tüm gayretleriyle ve yürekleriyle çalışarak komisyonlar oluşturdular ve raporlar hazırladılar. MTTB’inin gözünde çağın meseleleri genel olarak Kültür, Eğitim, Sağlık ve Ekonomi ana başlıklarına dayanmaktadır. 2023 yılında Türkiye’nin bu alanlarda kendisine çizdiği bir yol ve hedef olmalıdır.
Biri cüzdana diğeri ruha hitap eden Kültür ve Turizm Bakanlıklarının ayrılması zaruridir.
Üniversitelerin, sadece bilim adamı yetiştiren ve hazırladığı projelerle devletin kurumlarına ve özel sektöre destek olan ilim yuvaları olması gerekmektedir. Üniversitelilerde, açık fikirli, saplantısız ve aydın bireyler olmalıdır. Gelişme ve değişme ancak özgür bir platformda gerçekleşebilir.
Gelecek nesillerin gücünü belirleyecek en önemli argüman sağlıklı bir beden ve akıldır. İyi kurgulanmış bir sağlık sistemiyle, gençlerin beslenme ve gelişimleri kontrol altında tutulmalı, 21. yüzyıl hastalıklarına karşı hazırlıklı olunmalıdır. Sağlık alanında hizmet eşitliği de önemsediğimiz bir konudur.
Tüm dünyanın içinde bulunduğu kriz ortamında, geçici önlemlerden ziyade, gençlerin daha fazla istihdamı gibi sağlam ve geleceğe yönelik yatırımlar yapılmalı, genç girişimciler ve projeleri daha çok desteklenmelidir.
En önemlisi ise tüm bu çalışmaları destekleyecek, toplumun önünü açacak, kurumları rahatlatacak yeni bir “Sivil Anayasaya” duyulan ihtiyaçtır. Türkiye’yi onlarca yıl geriye götüren 80 darbesinden sonra hazırlanan 82 askeri anayasasının defalarca değişmesi, onu geliştirmemiş, yamalı bohçaya döndürmüştür.
İçinde bulunduğumuz rejim, resmi olarak barındırdığı tüm demokratik kurumlara rağmen Oligarşik bir özellik de taşımaktadır. Bürokratik oligarşi sistemler, halkın kendilerine değişmez anayasal hak olarak verilen Egemenliklerini kullanmalarına izin vermemektedirler. Cumhurbaşkanı yanında silahlı kuvvetler ve yargı bürokrasileri ulusal egemenliğin fiili kullanıcıları arasındadır. Demokratik siyasi aktörlerin oyun alanları bürokratik oligarşinin programına göre genişletilip daraltılmaktadır.
Çağın ve Türkiye’nin içinde bulunduğu ve bulunması muhtemel durumlara uygun olarak yenilenecek bir anayasa ile devlet toplumun kendini yönetmesine fırsat ve imkân vermelidir. Devletin tüm kurumları olması gerektiği kadar yetkilendirilmeli ve alanlarında güçlendirilmelidir. Demokratikleşme ve sivilleşme en önemli amacımız olmalıdır. Demokratik kurumların gücünü ve istikrarını sağlayacak gerekli kurumsal, sosyal ve kültürel dönüşümler gerçekleştirilmelidir. Siyasal sistem üzerinde askeri hâkimiyetin sona erdirilmesi ve siyasal süreci seçilmiş sivillerin yönlendirilmesi ile acil sivilleşmeye gidilmesi gerekmektedir. Mevcut düzenin daha Demokratik, Akılcı, Çağdaş, Hümanist ve her şeyden önce daha Sivil olacak bir yönde gelişmesi zaruridir.
Türkiye, Avrupa Birliği’ne giriş sürecini iyi değerlendirmeli, eksiklerini hızla kapatarak kendisini geleceğin “Üçüncü Dünya” ülkelerinden biri olmaktan korumalıdır. Demokratik yapısıyla ve çağdaş altyapısıyla tüm dünyaya örnek olmalıdır. Halkına ve özellikle gençlerine bunu borçludur.
Tüm bunlar, sivil toplumun sosyal, kültürel ve ekonomik olarak güçlenmesi ile mümkün olabilir. Sivil toplum örgütleri bu bağlamda çok büyük sorumluluklar taşımaktadırlar. Sivilleşmeye en başta sivil toplum örgütleri inanmalı, her türlü askeri müdahalenin karşısında bizzat yer almalıdır. Adı üstünde “Sivil” Toplum Örgütü, toplumun sivilleşme ve teşkilatlanma ihtiyacının bir sonucudur. Bu teşkilatlanmalar asla gayrimeşru çerçevede, sivil inisiyatiften başka güçlerin etkisiyle iş gören, yıkıcı ve darbeci bir yapılanma içinde olamazlar. Sivil toplum örgütleri, halkın egemenliğini zayıflatarak değil, demokrasiyi her türlü güce ve baskıya karşı koruyarak amaçlarına uygun çalışmış olabilirler. İşte MTTB olarak biz bu sorumluluğun farkında, uyanık ve çalışkan gençleriz. Üstümüze düşen her görevi sonuna kadar yerine getireceğiz. Kendimizi geliştirecek, yolumuzdan sapmayacağız. Her zaman, siyasi temsilcilerin ve bürokrasinin takipçisi olacağız. Doğru bildiğimizi her yerde söyleyeceğiz.
Ve biliyorum ki hepiniz bizim duygu, düşünce ve ideallerimizi bizimle paylaşıyorsunuz. Eminim hepiniz MTTB faaliyetlerinde bizi yalnız bırakmayarak, bu güzel sevdanın bir parçası olacaksınız. Çünkü sizler zaten MTTB asli ve fahri üyelerisiniz. Müsaadenizle bize bu sözü verdiğinizi kabul ediyoruz.
Sözlerime son vermeden önce, gece gündüz çalışarak birazdan sunacağımız raporlarını hazırlayan komisyonlardaki arkadaşlarıma, bu toplantıyı hazırlarken emeği geçen çalışkan ve samimi dostlarıma ve Türkiye’nin dört bir tarafından gelen tüm MTTB’li kardeşlerime teşekkürü şahsım ve ülkem adına bir borç biliyorum. Ayrıca gerek MTTB de, gerek diğer kurum ve kuruluşlarda hayri ve hasbi çalışmalar yapan, hizmet veren, bütün vakıf insanlarını, şükranla, minnetle ve vefat edenleri rahmetle anıyorum. Davetimizi kırmayıp programımıza katılan siz, kıymetli misafirlerimize ve desteğini esirgemeyen herkese ayrı ayrı teşekkür ediyor, toplantımızın milletimiz, ülkemiz ve birliğimiz için hayırlara vesile olmasını diliyor, birliğimiz adına hepinizi saygı ile selamlıyorum.
| Paz | Sal | Çar | Per | Cum | Cum | Paz |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | 2 | 3 | 4 | 5 | ||
| 6 | 7 | 8 | 9 | 10 | 11 | 12 |
| 13 | 14 | 15 | 16 | 17 | 18 | 19 |
| 20 | 21 | 22 | 23 | 24 | 25 | 26 |
| 27 | 28 | 29 | 30 | |||