KARA LEKE’NİN 50nci YILI

Genç Cumhuriyet’in ilk Kara Leke’si vatana ve millete 50 yıldır acı çektirmekte, kimi sempatizanları da sevindirmekte “Osmanlı’yı yıkan İttihatçı zihniyet nüvelerini Cumhuriyet’e miras bırakmıştır. Ne yazıktır ki bir çınarı deviren balta, yeni yetişen kavak ağacına da zaman zaman ilişmekte ve fazla büyüme yoksa seni kesmek zorunda kalırım demektedir. 27 Mayıs 1960′ta ise balta, kavak ağacına ilk Darbe’yi vurmuştur. Merak edilecek husus şudur: Balta belli; ama baltayı tutan ve yönlendiren kimdir? Yani rol kesenler belli ama senaristler ve yönetmenler kimdir ve neden böyle bir oyun oynamaktalar bu bilinmemektedir. Garip değildir durum, yani bilinmemesi, yani hep işi birilerine yaptırmaları. Zaten adları üstlerindedir: Bilinmez Güçler! Bırakın varsınlar gitsinler ve bilinmesinler! Sakın ha demeyin biz Don Kişot muyuz ki habire yel değirmenlerine karşı duralım. Yok efendim biz onun kadar bile olamayız. Bunun farkında mıyız? Aslında çözüm basit; ama istersek! Gelin bu baltaları alalım neyden yapıldıklarına bir bakalım. Demir mi çelik mi ya da başka bir şey mi? Ve sonrasında çaktırmadan inceleyelim. Incığını cıncığını çıkaralım. Muhakkak göreceğiz ki baltanın üzerinde sahibine dair bir işaret bir alamet bulacağız. Sonra mı, sonrası pek kolay aynı imzayı taşıyan tüm baltaları toplayıp imalat hatası var diye ithal ettiğimiz yere göndereceğiz. Tabi biraz kurnazsak onları bileylemeden ve uygun şekli vermeden yollamayız.

İstihza dolu yukarıdaki benzetme bizce her şeyi ayan beyan ortaya dökmektedir. Denildiği gibi, 27 Mayıs’ın baş müsebbibi güç aynı şekilde Osmanlı’yı taharrumar etmiş ve sonrası 1960′ta sahneye tekrar çıkmış bir budama yapmış ve 12 Eylül’ü hazırlamışlardır. Ve ardı sıra gelişen teknolojiye bağlı şemal değiştirip suni operasyonlar düzenlemiştirler. Ve birileri buna dur diyene kadar da bu ne yazık ki böyle sürecektir. Söylemleri ve taarruz şekilleri hiç değişmeyecektir ta ki niyetleri düzelene dek! Ve biz bilmekteyiz ki onlar artık gerçeği göremeyecek kadar körleşmişlerdir. Onları kazanma gibi bir derdimiz olmasın artık. Biz bize yeteriz; ama biz de biz olmayı unutmazsak! Diyeceğimiz şudur: Gelin bu art niyetlileri toplayalım, yargılayalım ve cezalarını en uygun şekilde verelim. Ve gönderildikleri yere de sağlam bir mesaj verelim: Bizimle oyun oynamak yürek ister ve davamızı sekteye uğratmak isteyenlere hadlerini en uygun ve anlayacakları lisanla bildirmeyi bir görev biliriz. Ve soran olursa biz kimiz diye: Hakkın adaletini isteyen ve adaletsizlik karşısında susmayı kör şeytan olmak olarak addeden ve siz hiç akletmez misiniz sorusuna Ve inna inşallah diyen, inanan talebeleriz.

Eylül  2010
Paz Sal Çar Per Cum Cum Paz
   
  1 2 3 4 5
6 7 8 9 10 11 12
13 14 15 16 17 18 19
20 21 22 23 24 25 26
27 28 29 30